Hür Düşünce Hareketi Lideri Süleyman Aksoy, “Türkiye Penceresi” köşesinde ekonomiyi farklı bir açıdan ele aldı. Aksoy, “Egemenlik sadece sınırla ilgili değildir; alın terinin karşılığını bu topraklarda alabilmekle ilgilidir” diyerek ‘Egemenlik Ekonomisi’ kavramını ortaya attı.
Türkiye’de ekonomi uzun zamandır konuşuluyor; faiz, kur, bütçe sürekli gündemde. Ama nedense pek sorulmayan, belki de sorulmaktan çekinilen bir soru var: Biz bu ekonomide ne kadar söz sahibiyiz?
Eğer bir çiftçi ektiği ürünü kaça satacağını bilmiyorsa, bir sanayici maliyetini bir ay sonrasına öngöremiyorsa ve bir genç mezun olduğunda hangi ülkede çalışacağını daha okuldayken planlıyorsa; orada sadece ekonomik bir sorun yoktur. Orada bir egemenlik sorunu vardır.
“Egemenlik, Alın Terinin Karşılığını Alabilmektir”
Egemenlik yalnızca sınırla ilgili değildir. Sadece bayrakla, sadece güvenlikle de ilgili değildir. Egemenlik, alın terinin karşılığını bu topraklarda alabilmekle ilgilidir. Ürettiğinin fiyatını başkasının değil, kendi aklının ve emeğinin belirleyebilmesiyle ilgilidir.
Bugün tarımı konuşurken destek kalemlerine sıkışıyoruz. Oysa mesele destek değil, çiftçinin oyunun içinde kalıp kalamadığıdır. Girdiyi dışarıdan al, fiyatı başkası belirlesin, ürünü ucuza sat, sonra “Neden üretim düşüyor?” diye sor… Bu bir tarım politikası değil, bu bir bağımlılık döngüsüdür.
Ekonomi Büyürken İrade de Büyüyor mu?
Sanayide de tablo farklı değil. Üretiyoruz ama ana halkalarda başkasına bağlıyız. Katma değeri konuşuyoruz ama karar mekanizmaları bize ait değil.
İşte tam burada durup şunu sormak gerekiyor: Ekonomi büyürken, ülkenin iradesi de büyüyor mu?
Bizim aradığımız şey, kapanan bir ekonomi veya dünyaya sırtını dönen bir anlayış hiç değildir. Bizim aradığımız; dünyayla ilişki kurarken kendi önceliklerini koruyabilen bir ekonomidir. Yani adı konmamış ama herkesin hissettiği bir ihtiyaç: Egemenlik Ekonomisi.
“Egemenlik Her Gün İnşa Edilir”
Bu ekonomi modeli;
- Çiftçinin toprağında kalabildiği,
- Sanayicinin plan yapabildiği,
- Gencin “gitmek zorundayım” demediği bir düzen demektir.
Bu bir gecede kurulmaz ama bir yerden başlanır. Biz de tam olarak oradayız. Ezber bozmadan, bağırmadan, adım adım ilerliyoruz. Önce şu soruyu sorarak başlıyoruz: Bu ülkenin emeği, bu ülkenin kararlarında ne kadar yer tutuyor?
Bu pencereyi açık tutmamızın sebebi de bu. Çünkü egemenlik, bir gün ilan edilmez. Her gün inşa edilir.


